PAYLAŞ

Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz uzaktan çalışma modeli, artık ülkemizde de yasal bir zemine oturdu. (Yasa metni için tıklatınız.) Esnek çalışma modellerinde biri olan tele  çalıma, aslında dünyada uzun yıllardır kullanılan bir model. Türkiye’de henüz yasal bir zemine oturmadan önce de özellikle yabancı yatırımcılar ile teknoloji ve reklam şirketlerinin sıkça kullandığı modellerden biridir. Yine son dönemde Türkiye’de büyük şirketlerin plazalardaki geniş ofislerini kapattıklarını ve elemanlarını uzaktan tele  çalışma modeli ile çalıştırdıklarını buna paralel olarak sanal ofis, ofis kafe ve saatlik çalışma istasyonlarının da giderek çoğaldığını gözlemlemekteyiz. Tele çalışmanın en tipik örneği olarak evden elektronik araçlarla çalışma olarak gösterilebilir. Uzaktan çalışmanın bir çeşidi  olan bu çalışma modeli, elektronik iletişim araçlarının kullanılması zorunluğu nedeni ile tele çalışma ( Teleworking-Telecommuting) olarak adlandırılmaktadır. Aslında çalışma modeli olarak son yıllarda popülerlik kazanan tele çalışma modelindeki terimler yeni değildir.  Teleworking-Telecommuting terimleri ilk olarak NASA ile ABD hava kuvvetlerine  dizayn çalışmaları yapan fizikçi ve mühendis  Jack Nilles tarafından 1973 yılında icat edilmiştir.

            Ülkemizde de giderek tercih edilen ve yaygınlaşan bu çalışma modeli, Cisco Türkiye, HP, Intel, Turkcell Global Bilgi, Microsoft Türkiye, Unilever  gibi global şirketler tarafından tercih edilmektedir. Evde çalışma modeli, önemli avantajlara sahip olması nedeni ile çalışan kesim tarafından da tercih edilmektedir. 3480 kişi ile  yapılan bir araştırmaya göre evde çalışmaya çalışan kesimin % 81 sıcak bakmaktadır.

            Uluslararsı Çalışma Örgütüne (ILO) göre tele çalışma, “merkez bürodan veya üretimin yapıldığı yerden uzak bir yerde yapılan, işçinin merkez büroda veya üretim biriminde çalışan diğer işçilerle doğrudan kişisel ilişki yerine yeni teknolojileri kullanarak ilişki kurabildiği çalışma” olarak değerlendirilirken , Meclise sunulan kanun tasarısında ise uzaktan çalışma, “işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile iş yeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisidir.” Şeklinde tanımlanmıştır.

Türkiye’de bir çok sektördeki şirketlerin desteklediği ve uyguladığı bu çalışma modelinin yasal bir zemine oturtulması önem arz etmektedir. Her ne kadar bu esnek çalışma modeli işverenler  tarafından uygulansa da hiç şüphesiz, iş yeri kavramı, iş araçları, fazla mesai, iş kazası vb. konularda önemli sorunları da beraberinde getirdiği tartışmasızdır. Kanunda bu sorunların giderilmesine ilişkin bir takım düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Öncelikle bu tür sözleşmeler yazılı olarak yapılacaktır. Yazılı yapılacak olan bu sözleşmede bulunması gereken ana unsurlar ise “işin tanımı, yapılma şekli, işin süresi ve yeri, ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin hususlar, işveren tarafından sağlanan ekipman ve bunların korunmasına ilişkin yükümlülükler, işverenin işçiyle iletişim kurması ile genel ve özel çalışma şartlarına ilişkin hükümler  ” olarak kanunda belirtilmiştir.

Özellikle dijital ve teknoloji şirketleri tarafından tercih edilen zaman, mekan, genel giderler bakımından işverenlere önemli avantaj sağlayan tele çalışma modelinde sözleşmelerin, mutlak surette yazılı şekilde yapılması ve çalışma şartları, ücret vb. konuların bu sözleşmede yer alması ileride çıkabilecek sorunları önlemede faydalı olacaktır.

Günümüzde tele çalıma modeli ile ilgili  en çok tartışılan konulardan biri, işçinin evden çalışırken gece attığı bir takım elektronik postaları delil olarak göstererek fazla mesai talepleridir. Yukarıda belirtilen yasanın yürürlüğü ile birlikte bu tür sorunların azalacağını söyleyebiliriz. Ancak bu gün dahi aslında tele çalıma modeli ile çalışanların, pazarlama, satış temsilcisi gibi çalışma saatleri ve şeklini kendisinin belirleyebileceğinden hareketle fazla mesaiye hak kazanmayacaklarını söylemek mümkündür. Bu tür yeni çalışma modellerinde, iş sözleşmesinin ana unsurlarından olan bağımlılık unsuru, farklılaşmakta bağımsız çalışma düzeyine yaklaşmaktadır. Tele çalışma modelinde, bağımlılık unsuru, işverenin genel talimatlarına uygun davranma olarak kendini göstermektedir. Bu durumda işçi genel talimatlar dışında serbest hareket etmek ve çalışma saatleri ile çalışma koşullarını kendisi belirleyebilmektedir.

 İşçi ve işverenler tarafından tercih edilmeye başlayan tele çalışma ile ilgili gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasından sonra yakın gelecekte  iş hayatında daha sık karşılaşacağımız konusunda hiç tereddüt yok.

Av.Taner Sevim

taner@sevim.av.tr

@tsevim

 

 

 

PAYLAŞ
Önceki makaleSosyal Paylaşım Site Kayıtlarının İspat Gücü
Sonraki makaleİşçinin İşverene Karşı Rekabet Yasağı Yükümlülüğü
Av.Taner Sevim
İstanbul'da doğdu. Sevim Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. İki dönem İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezinin başkanlığı görevini yürütmüştür. IPTV derneği hukuktan sorumlu yönetim kurulu üyelik görevinde bulunmuştur.Halen İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu üyesi ve Türkiye Barolar Birliği delegesidir. Bilişim Hukuku, E-Ticaret Hukuku, Sigorta Hukuku, Şirketler Hukuku, İş Hukuku alanlarında çalışmalarını yürütmekte olup hukuk alanında yazılar yazmaktadır. Bir çok üniversitede sertifika programında eğitim vermektedir. Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi yüksel Lisans bölümünde tez çalışmalarına devam etmektedir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK