PAYLAŞ
tahkim

YARGITAY

11.Hukuk Dairesi

ESAS NO      : 2012/18274

KARAR NO   : 2013/16901

            Taraflar arasında görülen davada İstanbul  Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Tuğba Aldemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

            Davacı vekili, taraflar arasında 04/04/2008 tarihli sözleşmenin 19. Maddesi gereği aradaki sözleşmeden kaynaklanan ihtilafın halini iki tarafın uygun göreceği hakem heyeti ile halledilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilin aradaki borç alacak ilişkisinin hali için kendi hakemini tayin ettiğini, davalılara da hakemlerini tayin etmeleri için  1 aylık süre verildiğini, ancak davalıların kendi hakemlerini seçmediğini, ihtarnamelerine cevap vermediklerini ileri sürerek, iki hakem tayini taleplerinin kabulü hususunda karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

            Davalı vekili, 04.04.2008 tarihli sözleşmenin 19. Maddesinde belirtilen hakem heyetine başvurulacağı yönündeki hükmün tarafların iradelerinin hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açık ve kesin düzenlenmemiş olduğunu, 20. madde de İstanbul Mahkemelerinin yetkisinin açıkça ifade edilmesi sebebiyle ihtilafın hakem heyeti yerine İstanbul Mahkemelerince karara bağlanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

               Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına gore; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 19. Maddesine gore anlaşmazlık halinde 3 hakem seçileceği konusunda anlaşmaya varıldığı, davacı şirketin kendi hakemine seçerek karşı tarafa usulüne uygun ihtarname çekerek 1 ay içerisinde hakemlerini belirlemesini talep ettiği, çekilen ihtarnamenin usulüne uygun davalılara tebliğ edilmesine rağmen belirlenen sure içerisinde davalılarca hakem belirleme yoluna gidilmediği,  gerekçesiyle davanın kabulü ile taraflar arasında akdedilen 04/04/2008 tarihli sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde A.S.Y. ve A. Ç.’nin tayinine karar verilmiştir.

            Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

            İstek, hakem seçimine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı şekilde taraf hakemi ve 3.hakem seçimi yoluna gidilmiştir. Ancak uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenip çözümlenemeyeceği hususu gerek tahkim şartının öngörüldüğü sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan HUMK 519. Maddesi gerekse de hakem seçimi için mahkemeye başvurulan tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 412.maddesi uyarınca mahkemeye aittir. Bir diğer deyişle hakem seçimi için mahkemeye başvurulması halinde, mahkemece öncelikle tahkim şartının geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Taraflar arasındaki tahkim şartını içeren sözleşmenin 19. maddesinde de “Bu anlaşmanın tefsir ve tatbikinden doğabilecek ihtilafları iki tarafın uygun göreceği hakem heyeti halle yetkili olacaktır.” Denilmiş iken; müteakip 20. Maddede ise “ İhtilaflar hakem yoluyla halledilemediği takdirde İstanbul Mahkemeleri yetkili olacaktır..” hükmü Kabul etmiştir. Kural olarak tahkim yargısı istisnai nitelikte olup, tarafların bu husustaki iradelerini açık ve kesin bir şekilde bildirmiş olmaları gerekir. Oysa yukarıda zikredilen sözleşme maddeleri bu anlamda kesin bir tahkim şartı niteliğinde değildir. O halde sözkonusu tahkim şartı geçersiz olup, mahkemece re’sen gözetilip istekte  bulunanın hakem seçimi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının  kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

PAYLAŞ
Önceki makaleİşletmesel Feshin Yargısal Denetimi
Sonraki makaleGittigidiyor ‘un 8 Yıl Süren Marka İhlali Davası Sonuçlandı: Yer Sağlayıcılar için Kritik Dönemeç
Av.Taner Sevim
İstanbul'da doğdu. Sevim Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. İki dönem İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezinin başkanlığı görevini yürütmüştür. IPTV derneği hukuktan sorumlu yönetim kurulu üyelik görevinde bulunmuştur.Halen İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu üyesi ve Türkiye Barolar Birliği delegesidir. Bilişim Hukuku, E-Ticaret Hukuku, Sigorta Hukuku, Şirketler Hukuku, İş Hukuku alanlarında çalışmalarını yürütmekte olup hukuk alanında yazılar yazmaktadır. Bir çok üniversitede sertifika programında eğitim vermektedir. Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi yüksel Lisans bölümünde tez çalışmalarına devam etmektedir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK