PAYLAŞ

Küresel pandemi ilan edilen Koronavirüs (Covid-19) temelli salgın hastalık sebebiyle işverenler tarafından uygun iş modellerinin uzaktan çalışmaya geçtiği görülmektedir. Öncelikle uygulamada yaygın olarak görülmekte olan kavram karmaşasının kanaatimce netleştirilmesi gerekmektedir.

1. Uzaktan Çalışma Kavramı
Türkiye’de 8 Şubat 2016 tarihinde İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarısında İş Kanunu’nun 14. Maddesinde yapılan değişiklik ile çağrı üzerine çalışma ve uzaktan çalışma hükümleri düzenlenmiştir. Bu tasarı 6 Mayıs 2016 tarihinde kanunlaşarak 20 Mayıs 2016 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yapılan değişiklikte kanun koyucu, 4857 sayılı İş Kanunu’nda uzaktan çalışmayı üst kavram olarak kabul ederek evde çalışma ve tele çalışmayı, uzaktan çalışmanın alt türleri olarak kabul etmiştir. 6715 sayılı Kanun’un ikinci maddesine ilişkin gerekçede, evden çalışma ve tele çalışma biçimlerinin uzaktan çalışma adı altında birleştirilerek tanımlandığı ifade edilmektedir.

İş Kanunu’nun 14. Maddesi’nin 4.fıkrasında ise; işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisidir” şeklinde tele çalışma ve evde çalışmayı kapsayıcı şekilde tanımlamaya yer verilmiştir.

Tele çalışma kısaca; “tele çalışma, çalışanların iş edimlerini düzenli olarak, işverenlerin doğrudan bir denetim ve gözetimi altında bulunmadığı geleneksel (klasik) işyeri dışında herhangi bir yerde, bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığı ile adeta aynı tek bir işyerindeymişler gibi yerine getirdikleri bir çalışma şeklidir” şeklinde tanımlamaktadır . Tanımda görüleceği üzere teleçalışma bilgi ve iletişim teknolojileri vasıtasıyla, işverenin iş organizasyonu dahilinde ve geleneksel işyeri dışında herhangi bir yerde işin görülmesine dayanan bir çalışma biçimidir. Bu nedenle özellikle günümüzde beyaz yakalı çalışan sayısının ağırlıkta olduğu çoğu hizmet sektöründe (yazılım, hukuki danışmanlık, çağrı merkezleri, pazarlama v.s.) bilgi ve iletişim teknolojileri kullanılmakta olduğundan, uzaktan çalışmanın bir türü olan tele çalışma modelinin uygulandığını söylemek gerekir. Diğer bir deyişle, teknolojik unsurun işin görülmesi sırasında zorunlu ve sürekli unsur haline getirilmesi çalışmanın tele çalışma olarak değerlendirilmesi mümkündür .

2. Uzaktan Çalışmada İşyeri
Uzaktan çalışmayı iş kazası kapsamında değerlendirebilmek için işyeri kavramına biraz daha yakından bakmak gerekir. Keza uzaktan çalışmada geleneksel işyeri kavramından dışarda, kişinin evinde, çeşitli ortak çalışma ofislerinde, gezici olarak veya karma şekilde tele çalışma yapıldığı görülmektedir. Tele çalışma esaslı çalışma biçiminde işyeri kavramının genişlediğini görmekteyiz. Kanun’daki tanım, işin ana merkezden uzakta yapıldığını ancak işçinin birlikte örgütlendiği yer ifadesi, esasen iş organizasyonu kavramını işaret etmektedir. İş organizasyonu kavramı da işverene bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenilen yer olması şartını aramakla beraber işverenin yönetim hakkının tamamen kullanılmasını aramamaktadır .
Özel olarak işçinin evden tele çalışma kapsamında bir iş görmesi halinde, işçinin evinin çalışmaya özgülenen bölümünün, işin görüldüğü yer olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki işverenin işçiyi işsağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması konusunda denetleme ve gözetim yapma kapsamının zayıfladığı bu çalışma biçiminde, ne tür kazaların 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında iş kazası olarak nitelendirileceği tartışma konusudur.

3. İş Sağlığı ve Güvenliği Tedbirleri
Tele çalışma modelinde işveren, bu çalışma modelinin niteliğine uygun ölçüde, çeşitli sınırlara bağlı kalmak kaydıyla gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almakla yükümlüdür. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmasında işin görüldüğü yer olarak, tele çalışmanın gerçekleştiği ev, ortak ofis, telemerkez, işveren tarafından gerekli risk denetimleri yapılarak çalışma hayatına uygun hale getirilmelidir .Bu kapsamda alınması gereken tedbirlere örnek vermek gerekirse; teleçalışma ortamının gerekli denetimlerle çalışmaya uygun hale getirilmesi, belirli aralıklarla görme sorunlarının kontrolü, işin görülmesi amacıyla verilen bilgi ve iletişim teknolojisi araçlarının doğru ve risksiz kullanımı hakkında eğitimler v.b. 

Tele Çalışmaya İlişkin Çerçeve Anlaşma’nın “Sağlık ve Güvenlik” başlıklı 8. maddesinde işverenin iş sağlığı ve güvenliği kapsamındaki temel yükümlülüklerini düzenlemiştir. Bu hükme göre, “İşveren, tele çalışanın iş sağlığı ve güvenliğinin 89/391 sayılı Direktif , özel direktifler, ulusal mevzuat ve toplu iş sözleşmelerine uygun olarak korunmasından sorumludur. İşveren, tele çalışa işçiyi, işletmenin iş sağlığı ve güvenliği politikası hakkında ve özellikle görüntüleme ekranlarına ilişkin gerekler konusunda bilgilendirir. İşçi söz konusu işletme politikasını doğru şekilde uygulamakla yükümlüdür”.

İş Kanunu m.14/f.3 ise; “İşveren, uzaktan çalışma ilişkisiyle iş verdiği çalışanın yaptığı işin niteliğini dikkate alarak iş sağlığı ve güvenliği önlemleri hususunda çalışanı bilgilendirmek, gerekli eğitimi vermek, sağlık gözetimini sağlamak ve sağladığı ekipmanla ilgili gerekli iş güvenliği tedbirlerini almakla yükümlüdür” şeklinde ifade edilmiştir. Ne var ki kanunun bu tanımlaması alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin evden tele çalışanlar yönünden yeterince ipucu vermemektedir.

Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’nin taslak metninin 14. maddesinde ise;
(1) İşveren, uzaktan çalışan işçinin yaptığı işin niteliğini dikkate alarak iş sağlığı ve güvenliği önlemleri hususunda işçiyi bilgilendirmek, gerekli eğitimi vermek, sağlık gözetimini sağlamak, ekipman, malzeme ve iş araçları için gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almakla yükümlüdür.
(2) İşveren, uzaktan çalışma ilişkisiyle iş verdiği işçiye ilişkin önleme politikası oluşturur. İşçi ise verilen talimatlar ve eğitimler doğrultusunda işverenin oluşturduğu politikaya uyar.
(3) İşveren, risk değerlendirmesi gerçekleştirmek, alınan önlemlere ilişkin işçiyi bilgilendirmek, gerekli eğitimi vermek, sağlık gözetimini sağlamak ve sağladığı tüm iş araçlarının iş gereksinimleri ile iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı ve standartlarına uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.
(4) İşçi, meydana gelen iş kazaları, ramak kala olayları ve yürüttüğü işi ile ilgili olduğundan şüphelendiği sağlık problemlerini işverene bildirir. Bunların kaydının tutulması, gerekli incelemelerin yapılarak raporlarının düzenlenmesi ve gerekliyse yetkili mercilere bildiriminin yapılmasından ise işveren sorumludur.
(5) İşçi, kendisinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenebileceklerin sağlık ve güvenliğini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.

İşverenin uzaktan çalışan işçinin gerek kullandığı ekranlı araçlar sebebiyle, gerekse uzaktan çalışılan ev veya telemerkezdeki riskler nedeniyle alması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini, işçinin özel hayatının sınırlarını aşmayacak şekilde ve sınırlı olarak yerine getirmesi gerekir . Söz konusu tedbirlerin gereği gibi alınıp alınmadığında uzaktan çalışmanın zorunlu ve günümüzde salgın hastalık nedeniyle geçici olarak yapıldığı haller dışarda tutulması veya bu hususların istisnai düzenlemelerle hüküm altına alınması gerekmektedir.

Uzaktan çalışan işçinin, evinde tele çalışma sırasında geçirdiği hangi kazaların iş kazası sayılıp sayılmayacağının değerlendirmesi kanaatimce somut olayın özelliklerine göre değişkenlik arz etmektedir. Tele çalışan işçinin evi veya çalışmaya özgülediği iş alanı 5510 sayılı İş Kanunu nezdinde işyeri olarak kabul edilmelidir. İş kazası kavramının ne şekilde değerlendirileceği de yine 5510 sayılı kanunun 13. maddesinin gerekçesinde açıklanarak; yapılan iş ile meydana gelen bir kazanın arasındaki illiyet bağı kavramından yola çıkılarak hangi hallerin iş kazası sayılacağı belirtilmiştir. Yine H1N1 (domuz gribi) konusunda verilen emsal niteliğindeki Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2018/5018 Esas 2019/2931 Karar 15.04.2019 tarihli kararında iş kazası ve illiyet bağı detaylı olarak incelenmiştir. Kararda özetle; “Yasanın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır. Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir.” Yargıtay kararının detaylarında da belirtildiği üzere işverenin talimatıyla Kararda, şoförün işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında bulaştığı anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak daha sonra ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Tüm bu belirtilenler ışığında, bilgi ve iletişim teknolojileri vasıtasıyla evin bir bölümünde işin görülmesi sırasında, işçinin işi gereği veya işverenin talimatıyla bir başka kişiyle zorunlu teması sebebiyle enfekte olduğu istinaları hariç olmak üzere, evden tele çalışan kişilerin Koronavirüs salgın hastalığına yakalanması kanaatimde iş kazası olarak değerlendirilemeyecektir. Ne var ki söz konusu iş kazasının illiyet bağı kurulup kurulmadığı değerlendirilirken işçinin zorunlu evden çalışma prosedürlerine aykırı davranması, işverenin işçinin evden çalışıp çalışmadığının gereği gibi denetlenmemesi, diğer bir deyişle işverenin işçinin bu salgın hastalığa yakalanmaması için gerekli tedbirlerin makul ölçüde işveren tarafından alınmaması durumunda, işçinin geçirdiği kaza ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı kurulması mümkündür. Yine söz konusu evden tele çalışanın mesai saatleri içinde dahi olsa işverenin talimatı olmaksızın iş yerinden ayrılması, aile üyelerinden bulaşması veya başkaca herhangi bir sebeple, iş ile ilgili olmayan bir durumda söz konusu hastalığa yakalanması hallerinde çalışanın bu virüsü kapması iş kazası sayılmamalıdır. Keza bu hususun tespitinde işçinin ne zaman evden çalışmaya başladığı, aynı departmanda başka birinde enfekte hasta bulunup bulunmadığı, aile bireylerinde bu hastalığın görülüp görülmediği yine illiyet bağının tespitinde değerlendirilmesi gereken hususlardandır.

Kaynakça


Gerekçe metni için bkz. https://mevzuat.tbmm.gov.tr/mevzuat/faces/kanunmaddeleri?pkanunlarno=194519&pkanunnumarasi=6715
[1] Murat Kandemir, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Açısından Tele Çalışma, 2011, s. 41.
[2] Sarper Süzek, İş Hukuku, 2018, s. 272.
[3] Orhan Ersun Civan, “İş Hukukunda Uzaktan Çalışma (Evde Çalışma/Tele Çalışma)”, Legal İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, Sayı: 26/2010 s. 552-553.
[4] Dilek Dulay Yangın, Bilgi ve İletişim Teknolojilerinde Yaşanan Gelişimin İş Hukuku Üzerindeki Etkileri: Tele Çalışmaya İlişkin Tespit ve Öneriler, İş Hukukunda Genç Yaklaşımlar III, On İki Levha Yayınları, 2018, s.230.
[5] İşte Çalışanların Sağlık ve Güvenliklerini İyileştirmeye Yönelik Tedbirler Alınmasına İlişkin 12.06.1989 tarihli ve 89/391/EEC sayılı Avrupa Konseyi Direktifi
[6] Mustafa Alp, Tele Çalışma (Uzaktan Çalışma), Sarper Süzek’e Armağan, Beta Yayınları, 2011, s.836

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here